EVRADİ ŞERİFİN FAZİLETİ

EVRAD-I ŞERİFELERİN FAZİLETİ HAKKINDA

Evrad-ı Şerifeler de Çarşamba ve pazartesi günleri Evrad-ı Bahaiye

Diğer günler Evrad-ı Fethiye okuyoruz.

Bu Evrâd-ı Şerîfeler Hz. Üstâzımız ‘dan bize verilen dualardan en büyükleri bu Evrâd-ı Şerîfelerdir.

*Muhterem Ağabeyimiz de “Kardeşlerimiz evrâd-ı şerîf programlarına katılsınlar, hiç değilse ayda bir bu programlara iştirak etsinler“ demiştir.
Bu Evrâd-ı Şerîfeleri okumak bize ne kazandırıyor?
Önce Evrâd-ı Bahâiye’den bahsetmek istiyorum.
Bu Evrad-ı yolumuza veren Şâh-ı Nakşibend-î Muhammed-i Bahauiddin Hazretleridir. *

“Menbaül Esrâr” adlı kitap var.
Bu kitapta verilen bilgiye göre, Şâh-ı Nakşibend-i Hazretlerinin kalbine Rasulullah (SAV)efendimiz defalarca okuyarak nakşetmişlerdir. Ve en son kendisine de okutmuştur. Bu esnada orada hazır bulunan zâtlardan birisi de İmam-ı Şâfi-î Hazretleridir.
*Peygamberimiz (S.A.V) Efendimiz İmâm-ı Şafi Hazretlerine hitaben der ki; “Beyt-i Mâmur da yazılı olan Evrad-ı Bahâiye’yi Şâh-ı Nakşibend-i Hazretlerinin kalbine verdim.
Her kim bu Evrad-ı Şerifeyi okur *(okuyan ile dinleyen aynıdır)* ezberler ve manasına vakıf olursa Beyt-i Mamur’u tavaf eden meleklerin sevabına nail olurlar.”
Beyt-i Mamur 7. Kat semadaki Kabe-i Muazzamadır. Ve bunun tavanında Evrâd-ı Bahâiye yazılıdır. Beyt-i Mâmur-u bir defa tavaf eden Melek’e bir daha kıyamet sabahına kadar sıra Gelmez .
Kim bu Evrâd-ı Şerife’yi ezberler ve manasına da vakıf olursa cennet ona vacip olur ve Beyt-i Mâmur-u tavaf eden Meleğin aldığı sevap ona da verilir Buyurmuşlar.*

Şeyh Süleyman bin Yahya Hazretlerinin başından geçen bir hadise var.

Bu zat Mekke-i Mükerreme’de zikir ve tesbih ile meşgul iken yanına vücudu mis gibi kokan bir zat gelir ve yanına oturur. Acaba bu zat kimdir diye merak eder ve sorar. Bu zat’ın Hızır (A.S) olduğunu öğrenince; “Bana bir dua öğret ki onu okuduğum zaman hem dünyam hem de ahretim mâmur olsun.” Der. Hızır (AS)’ da ; “Şah-ı Nakşibendi Hazretlerinin Evradını okuyun der ve ortadan kaybolur. Keşke kaybolmasaydı da okumanın faziletini sorsaydım diye içinden geçirir. Kendisine uyku hali gelince içerde uyumayı edebe aykırı bulup Kabe-i Muazzama’nın dışına çıkmış ve uykuya dalmış ve bir rüya görmüş. Rüyasında çok muazzam bir insan topluluğu akın akın Kâbe’ye geliyormuş. Merak edip sorduğunda bunların Peygamberler topluluğu olduğunu öğrenmiş. Harem-i Şerif’de toplantıları varmış. Harem-i Şerif’e kendisi de girmiş bakmış ki gurup gurup toplanmışlar ve sohbet ediyorlar. Bir gurubun konuştuklarına kulak misafiri olmuş. O peygamberler şöyle konuşuyorlarmış; Muhammed Bahâuddîn’in Evrâdı Şerifini okuyanların yada dinleyenlerin geçmiş günahları af olunur ve bu insanlar cennet’e hesapsız ve azapsız girerler.dediklerini işitmiş. Şöyle bir dua var

(Allahümme Diye başlar manası “inşallah hiç azap görmeyiz” dir.)

Bu dua edildiği için cennete hesapsız ve azapsız girerler. Allah(cc) okuyanlara gadap etmez. Çünkü bu duada var. Allah bir kere gadap etmeye görsün. Allah, tarihte gadap ettiği kullarının bir kısmına ebabil kuşları ile kimisini sivri sinekle yok etmiş bir kısmına rüzgar, sel ile gadap etmiş, kimine de zalim hükümdar vererek gadap etmiştir.

*Bu Duayı okuyan veya dinleyenlere Mükafat çok büyük, sol taraftaki günahları yazmakla vazifeli meleğin vazifesine son verilir. Bunu okumak ve dinlemek o kadar kolay değil. Bir kardeşimiz bunu okuyabiliyor yada dinleyebiliyorsa o kardeşimizi yüz bin kere tebrik ediyorum.
Sol tarafdaki meleğin artık yazmasına gerek yok deniyor. Saîd(cennet ehli) olanlar dinleyebilir, şakî(cehennem ehli) olanlar dinleyemez.
*Şeyh Süleyman Hazretleri Evrad-ı Şerif’den ne güzel bahseddiniz deyince;*
“Daha garip olanını anlatalım mı” diyorlar; Arş-ı Âlâda yetmiş bin kandil asılıdır.
Bu kandillerden bir tanesinde yerler, yedi kat sema, cennet, cehennem vardır.
Diğer kandillerde Allah-ü Teala’nın çeşit çeşit mahlukları var.
Bu âlemde canlı cansız ne kadar tesbih eden varsa hepsinin tesbihleri bu Evradın içinde vardır diyorlar.
Bunların hepsi rüya da oluyor.
Bu esnada birisi omuzuna dokunup uyandırıyor.
Bir bakıyorki Uyandıran Hızır Aleyhisselam; “Gördüklerine çok mu taaccup ettin?” diyor. “gördüklerinden daha acayip olanını söyleyeyim mi?”diyor. “İsm-i Âzâm duası da bunun içinde var.”diyor. İsm-i Âzâm duasını sadece Peygamberler ve çok az âlim biliyor.
Hızır a.s. bir hatırasını naklediyor:*

Okyanusların üzerinde başında yakuttan bir sanduka ile bir meleğin dolaştığını gördüm. Meleğe; “bu sanduka ne? İçinde kim var?” dedim. Melek dedi ki; “bu sanduka Cennetten getirildi.İçerisinde ise İsrailoğullarından bir zat var. Beşyüz sene karada ibadet yapıp ibadetin zevkine doyamayınca Allahü Tealaya dua etti, bana ömür versen, kuvvet versen de sana denizlerde de ibadet etsem. Allahü Teala duasını kabul etti. Beni vazifelendirdi. Okyanuslarda dolaştırıyorum.” Hızır a.s. “Kaç sene oldu?” Melek “700 sene” dedi. Hızır a.s. hayret ederek içinden şöyle geçirdi. “Ya Rabbi, 1200 seneden beri sana ibadet eden bu kulundan daha sevimlisi varmıdır?” Allahü Teala buyurdular ki; Ey kulum “Muhammet bahaüddin kulumun evrâdı bahâiyesini bir kere okuyan kulum o kulumdan daha sevimlidir.”

Hz.Üstazımızın bir hatırasını da anlatmak isterim;

Hz. Üstazımız İstanbul’a geldiğinde ulum-u âliye ve ulum-u êliye yi tahsil ediyor. 24 yaşında iken (1912) Balkan Harbi çıkıyor. Düşman Trakya’ya kadar geliyor. Trakya’daki insanlar İstanbul’a taşınıyor. Hz. Üstazımıza üstazı Salahuddîn ibni Mevlana sırâcuddîn Hz’leri tarafından talimat veriliyor.”Silivri’nin Bekirli köyüne git orada yedi defa Evrâd-ı Bahâiye’yi oku.”deniyor.

Kabakça köyüne kadar Tren ile gidiyor. Bekirli köyünde ablasının kocası var. Bekirli Silivri’ye bağlı bir köy. Üstazımız giderken ablası ve kocası ile karşılaşıyorlar. Üstazımıza geri dönmesi ni söylüyorlar. Ablasının kocası kendi atını Üstazımıza veriyor ve onlar İstanbul’a dönüyorlar. Üstazımız Bekirli köyüne varıp ablasının evine gidiyor. Evin bahçesinde incir ağacının altında evrâdı Bahaiye’yi okumaya başlıyor.
Üstazımız şöyle anlatmış; “Evrad-ı Şerife’yi okumaya başladığımda sadrımdan arı kovanından arıların çıkması gibi letaifimden arı gibi bir şeyler çıktığını gördüm. Evrad-ı Bahaiye’nin ruhanileri ile yer gök asker doldu. Düşman da bu başı sarıklılar nereden çıktı diye şaşırıp kaçmış. Böylece Trakya kurtulmuş. Hz. Üstazımız ; “Benden ilk zuhur eden keramet buydu.buyurmuşlar.

Hz. Üstazımızın Evrad-ı Bahaiye ile ilgili bir notu;

Önce bir Fatiha üç İhlas-ı Şerif okuyup ilgili yerlere haber veriyoruz. Daha okumaya başlamadan yetmiş bin ruhani orada hazır bulunurlarmış. Bu yetmiş bin ruhani kimlerdir bilmiyoruz. Peygamberler, evliyalar vs. Topçular’da Haz. Üstazımız Evrad-ı Bahaiye okumuş ve okuduktan sonra “Çivi Fabrikası sahibine” “Mehmet bugün burada yetmiş bin ruhani hazır bulundu. Hatta bunların içinde senin babanın ruhu da vardı.” Demiş. Kimlerin iştirak ettiklerini bilsek hiçbir zaman bu Evrad-ı Şerife programlarını kaçırmayız.

Birazda Evrad-ı Fethiyye’den bahsetmek isterim

Evrad-ı Fethiyye ile alakalı da Şeyh Seyyid Ali Hamedani (seyyid:Hz. Hüseyin efendimizin neslinden gelen demektir.) var. Bu zat da Kâbe-i Muazzamanın karşısında zikir yaparken mana aleminde karşısına Peygamberimiz (S.A.V) zuhur ediyor. Elinde birkaç tane evrâdlar var ve içinden birisini seçip şu Evrad-ı Fethiyye’yi al diyor. Yani bunu da bütün tasarrufu ile beraber Peygamberimiz veriyor.

Bu evrâdı Fethiye’nin esrârı ve fazileti ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Silsile-i Sadatımızdan Yusufu Hamedâni hazretleri hacca gidiyor. Tavaf yapılırken yapılan dualar var. Hacer’ül Es-âd’ın olduğu köşe ve bunun hemen yanında Kâbe’nin kapısı var. İkisinin arasındaki köşe’nin adı mültezem. bu ismi almasının nedeni de Peygamberimiz buraya göğsünü dayayarak dua eder ve göz yaşı dökermiş.
Burada yapılan duaya red yok buyurmuşlar. Yusuf Hamedani Hazretleri burada bir dua okumuş. Bir sene sonra yine hacca gitmiş ve aynı duayı aynı yerde okumaya başlayınca Kâbe-i Muazzamanın içinden bir ses işitmiş. “Senin geçen sene burada okuduğun duanın sevabını Melaike-i Kiram yaza yaza henüz bitiremedi. Sen yine aynı duayı okumaya başladın.”demişler. bu dua şudur;
Allahümme lekel Hamdü hamden yüvafî niameke ve yükâfî mezîde keramike Ahmedüke bi cemî-i mehâmidike mâ alimtü minhe veme lem âlem……..Evrad-ı Şerife’nin birinci sayfasındaki duadır.

Evrad-ı Şerife programlarına katılan kardeşlerimiz bunun farkında bile değiller.

Hz. Üstazımızın evlatları bunu her gün her hafta okuyor. Devamlı okuyan bu insanların cennetteki yeri neresidir, ne kadar yüksektir acaba!

İmam-ı Azam rahmetullahi aleyh 55 defa hacca gidiyor. 54.defasında Huzuru Rasülüllaha harem mevkiinden içeriye girmiyor. Dualarını ve ibadetini yapıp geri dönermiş. Ravza-i Mutahharaya hangi yüzle , hangi amelimle Peygamberimizin yanına gideyim. Dermiş. 55. Haccında bir zat yanına gelip “ben Rasülüllah(S.A.V)’in hizmetkârı türbedarıyım. Bu gece rüyamda Rasulullah efendimiz teşrif ettiler. Uzaklardan bir zat geldi. Git ona selam söyle. Huzuruma kadar gelsinler. Buyurdu. Diyor. Sevinç göz yaşları ile gelip ziyaret ediyor.

En iyi kazanç Ravza-i Mutahhara da Rasulullah efendimizi selamlamaktır. Bizim bu mükafatı ibadetle almamız mümkün değil. Büyüklerin mükafatı da büyük olur. Rasulullah efendimizi selamlayıp mükafatı alıp Mekke’ye gidiyor. Tavaf yapıyor ve tavafın sonunda iki rek’at tavaf namazını Kabe-i Muazzamanın içinde ve her bir rek’atında Kur’anı Kerim’in yarısını okuyarak kılıyor. Ömründe yetmişbin defa hatim yapan bir zattır.Namazı bitirdikten sonra bir tesbihata başlıyor. Sübhanke mâ abedneke hakka ibadetike sübhaneke mâ arafneke hakka mârifetike ………diye.

Duanın sonunda bizzat Allah’ü Teala Hazretleri hitap ediyor. Ey kulum Numan bin Sabit. Sen bana hakkıyla ibadet ettin, hakkıyla şükrettin ben senden razıyım. Dua kapıları açık. Dile benden ne dilersen. Diyor. İmam-ı Azam Hazretleri; ”Bana öyle bir tesbih öğretiniz ki senin kullarından birisi bu duayı bir kere okuduğu zaman onun vücuduna cehennem haram olsun. Cennet de vacip olsun.”diyor. Ve bu dua Evrad-ı Fethiyye’nin birinci ellerimizi açarak amin dediğimiz kısım ile ikinci ellerimizi açıp amin dediğimiz kısmın arasında kalan bölümdeki duadır. “Subhanallahi ebediyyil ebed , Subhanallahil vâhidil ehad, Subhanallahil ferdis samed……” diye devam eden dua.

Evrad-ı Şerife programlarına katılanlar azap görmedikleri gibi kokusunu dahi işitmezler inşallah. Bu Evrad-ı Şerife’nin içinde öyle salavat-ı Şerifeler var ki tek tek anlatmak uzun olur.
Bu Evrad-ı Şerifeler de öyle salavat-ı Şerifeler var ki bir kere okusalar kıyamet sabahına kadar salavat-ı şerife okumuş gibi sevap alırlar. Her hafta okuyoruz. Cuma günleri okuyoruz. Selavati Şerifeler Essalatü vessalamü aleyke ya Rasulallah, essalatü vesselamü aleyke ya Habiballah diyerek Rasulullah efendimizi selamlıyoruz. Bir Fatiha ve üç İhlas-ı Şerif okuyup, kısa bir irtibatı yaptıkmı bizzat okuyan sâhibi zaman önümüzde biz de arkasından Rasulullah efendimizi selamlıyoruz. Vücutlarımız kilometrelerce uzakta ama Zamanın sahibi ile beraber Ravza-i Mutahhara da selamlıyoruz ve sonra bizim ayrı ayrı her birimizi efendimiz mükafatlandırıyor. Mesafe önemli değil. Mensubu bulunduğumuz davanın sahibi eliyle mükafatımızı alıyoruz.

Bir Hadis-i Kutsi de Allahü Teala Hazretleri ; “farzları yerine getirmekle kulum benim azabımdan kurtulur. Nafileler ile de bana yaklaştırılır.” Buyurmaktadır.Sahibi zamanın evlatları talebeleri Kur’an kerîm okuyor,rabıta yapıyor, Evrad-ı Şerifeleri dinliyor. Vazife taksimi yapılmış. Herkes vazifelerini yapıyor. Hz. Üstazımızın evlatları görünüşte basit gibi görünen bu vazifeleri yapmakla, bu programlara katılmakla Kuranı kerîm hizmetlerine iştirak etmiş oluyorlar.

Hızır Aleyhisselam ile Üstazımız zaman zaman buluşurlarmış. Yine buluşmuşlar ve bir ayeti kerimeyi mutâlaa ediyorlarmış. Bu ayeti kerimede Makam-ı Mahmud’dan bahsediyormuş. Hızır Aleyhisselam; Allahü Teala’dan üç şey istedim.

1-Ümmeti muhammedden olmak, 2-Temdid-i ömür : Ömrün uzaması ; Her yüz senede bir 18 yaşına geri dönermiş. Evlenirmiş, eşi ve çocukları olurmuş. Eşi Hızır aleyhisselam ile evlendiğini bilmezmiş. 3-Tay-i mekan; İstediği zaman istediği yerde olmak.

Bunların hepsini Allahü Teala bana verdi. Keşke bunları isteyeceğime tek bir şey isteseydim. Keşke Efendi Hazretleri (Hızır Aleyhisselam Üstazımıza Efendi Hazretleri diye hitap edermiş.) Sahibi zamana zât-ı âlinize evlat olmayı isteseydim. demiş. Çünkü bu üç şey senin evlatlarında var. Ve size evlat olanların makamı Makam-ı Mahmuddur Efendi Hazretleri .diyor.

Teheccüd vakitlerinde iltica edelim, yalvaralım, yakaralım. Ne olur Ya Rabbi; Bizleri kendine hakiki kul, Rasulullah efendimize hakiki ümmet, Hz. Üstazımıza hakiki evlat, Muhterem ağabeyimize hakiki kardeş, son nefesimize kadar ve son nefesimiz de dahil bizi kurânı kerîme hizmetten bu yoldan ayırma! .Diye dua edelim. Son nefesimiz dahil bu hakiki yoldan ayırma ya Rabbi diye dua edelim. Nefis taşıyoruz, bu nefis’den kurtulmanın yolu dua etmektir. Duyduklarımızdan istifade etmeyi ve bunlarla amel etmeyi nasip etsin. Amin!.

EVRADİ ŞERİFİN FAZİLETİ” için 6 yorum

Dlra için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s